Sanat ve Düşünce Laboratuvarı’nın dördüncü oturumu, 18 Nisan 2026 tarihinde İstanbul’da, Pena Cafe Karaköy’de gerçekleştirildi. Felsefe ile sanatı bir araya getiren bu etkinlik serisi kapsamında, katılımcılarla birlikte benlik, bilinç ve hafıza kavramları üzerine çok katmanlı bir düşünme alanı açıldı.
Sanat ve Düşünce Laboratuvarı, sanat eserlerini yalnızca estetik üretimler olarak değil; aynı zamanda etik, felsefi ve kültürel bağlamlarıyla ele alan, katılımcıların aktif olarak sürece dahil olduğu kolektif bir tartışma ortamı sunar.
Bu oturumda, yürütücü Okan Gürşimşir moderasyonunda; “Ben” dediğimiz şeyin neye dayandığı sorusu farklı perspektiflerle ele alındı. Katılımcılar, benlik kavramını beden, hafıza ve bilinç ekseninde sorgularken; kimliğin sabit mi yoksa sürekli yeniden kurulan bir yapı mı olduğu üzerine birlikte düşündü.
Tartışma, René Descartes’ın “Düşünüyorum, öyleyse varım” önermesinden hareketle derinleşti. Bu klasik yaklaşımın günümüzde nasıl yeniden yorumlanabileceği üzerine yapılan değerlendirmeler, felsefi düşüncenin güncel yaşam deneyimleriyle nasıl kesiştiğini görünür kıldı.
Oturum boyunca şu sorular etrafında kolektif bir düşünme pratiği geliştirildi:
- Bizi biz yapan şey bedenimiz mi, yoksa hafızamız mı?
- Hafıza olmadan bir “ben”den söz edilebilir mi?
- Bilinç, süreklilik duygusunu nasıl kurar?
- Kimlik sabit bir yapı mı, yoksa sürekli dönüşen bir süreç mi?
Etkinliğin odak tartışma sorusu olan:
“Tüm anılarınız silinseydi, hâlâ aynı kişi olur muydunuz?”
katılımcılar arasında güçlü ve çok yönlü bir diyalog alanı yarattı.
Sanat ve Düşünce Laboratuvarı’nın bu oturumu, tek bir yanıt üretmekten ziyade yeni soruların ortaya çıktığı, farklı bakış açılarıyla zenginleşen bir düşünsel karşılaşma olarak tamamlandı.
Leyli Sanat Derneği olarak, sanat üzerinden düşünme, sorgulama ve birlikte öğrenme alanları açmaya devam ediyoruz.
Leyli Sanat Derneği sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.


